ALZHEiMER
ANOREKSİA NERVOZA
BİPOLAR BOZUKLUK
BULiMIA NERVOZA
DELİRYUM (Akut Beyin Sendromu)
DELÜZYONEL BOZUKLUK
DEPRESYON
EREKTİL DİSFONKSİYON (psikojen.)
FOBİK BOZUKLUK
HİPOKONDRİYASİS
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK
PANİK BOZUKLUK
POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU
ŞİZOFRENİ
VAJİNİSMUS
YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU
YAŞLILIKTA DEPRESYON


 
ALZHEİMER
 


Alzheimer Hastalığının Süreci

İlerleyici bir nörolojik hastalık olan AH, bireysel farklılıklar göstermekle beraber hastalarda ortak belirtilerin görüldüğü bir süreç modeli ortaya koyar. Hafıza ile ilgili sorunların yoğunluğu ve işlevsel olarak kişinin günlük yaşamını sürdürmesini engelleyen gözlemlenebilir düşüşe göre AH klinik olarak evrelere ayrılır.

Hastalığın gidişini geriye döndürebilecek ya da engelleyebilecek bir tedavi olmamasına rağmen AH'nin erken tanısının önemi; hastanın geri kalan yaşam kalitesini mümkün olduğunca en yüksek seviyede tutma çabasından kaynaklanmaktadır. Bakım ihtiyacının arttığı evre orta evredir fakat ; bu evrelerin birine odaklanmaya çalışmak doğru olmaz. İnsanın hem fizyolojisi hem de zihni çok karmaşıktır. Hastalık bireysel farklılık gösterebileceği gibi aynı hastada dakika dakika çeşitlilik ortaya çıkarabilir.

Erken evre

  • Hafızaya kısa süreli bilgileri kaydetme güçlüğü; baskıcı ya da zorlayıcı olmadan mümkün olduğu kadar hatırlaması için teşvik edici olun.
  • Kelime bulma güçlüğü; ip uçları verin.
  • Eşyalarını kaybetme; eşyalarının yerini mümkün olduğunca değiştirmeyin.
  • Yabancı mekanda yön bulma güçlüğü
  • Karmaşık bir aktivite ya da hobileri sürdürmede güçlük; yapabildiği kadarıyla tüm aktiviteleri sürdürmeye gayret edilmeli fakat günlük basit aktiviteleri yapması için destek verin.
  • Yeni beceriler öğrenememe; bilgiyi basit bileşenlerine ayırarak verin, sık sık tekraralayın.
  • Hüzün hali; unutuyor olmak endişe ve üzüntü yaratabilir geçmiş hatıraları daha iyi hatırlayacağı için bunları paylaşmak hasta için zihinsel bir egzersiz olduğu kadar kendine olan güvenini de korur. Duygularını ifade etmesi için konuşmasına izin verin dinlemeye çalışın. Hüzün hali geçmiyor, uzun sürüyorsa psikiyatriste başvurun.
  • Hastalığı inkar;  hastayla kabullenmesi konusunda çatışmaya girmeyin.
  • Aldırışsızlık hali; çevreye karşı tamamen ilgisiz hale geldiğini düşünüyorsanız psikiyatriste başvurun.
  • Sinirlilik; hastalık yeterince stres yaratacağı için hastanızı mümkün olduğunca stresten koruyun. Hastanızı sinirlendirenin ne olduğunu anlamaya çalışın, hastanızı tanıyın.

Orta  evre

  • Yeni yaşantılar tamamen unutulabilir
  • Geçmişteki yaşantılar ve öğrenilmiş bilgiler yavaş yavaş kaybolmaya başlayabilir
  • Anlama güçlüğü; kısa ve net cümlelerle konuşun.
  • İfadede yoksullaşma; iletişiminizi mümkün olduğunca canlı tutun.
  • Yakın çevrede kaybolma; hastayı engellemeden dışarı çıkışlarında ona eşlik edin.
  • Bakım, giyinme, yemek, tuvalette yardıma ihtiyaç duyabilir; yemek yeme ve tuvalet düzenini kontrol altında tutun.
  • Öğrenilmiş becerileri kaybedebilir; yapabildiği her faaliyeti devam ettirmesi için teşvik edici olun.
  • Daha az aşina yüzler tanınmaz; kişilerle olan ilişkisini anlamlı ölçüde sürdürmesine yardımcı olmak için tanıyamadıkları için küçük hatırlatmalarda bulunun.
  • Olmayan şeylerin var olduğunu iddia etme; hırsızlığa uğradığı, eşinin kendisine sadakatsizlik ettiği gibi sanrılarında onu telkin edin, sakinleştirici olun.

İleri evre

  • Sadece anı parçacıları hatırlar;  bu anı parçacıklarının onun için çok değerli olduğunu unutmayın ve sizinle paylaşamsı için teşvik edici olun.
  • Konuşma sadece bir kaç kelimeyle sınırlı hale gelebilir.
  • Kendi evinde odaları karıştırır hale gelebilir.
  • Günlük yaşam aktivitelerinde tamamen bağımlı hale gelebilir.
  • En yakınlarının yüzünü tanıyamaz hale gelir; sizi tanımıyor olması oldukça üzücü olabilir bu gibi durumlarda kendiniz için destek alın.
  • Amaçsız tekrarlayıcı hareketler yapabilir.
  • Amaçsız şiddet uygulamaya çalışabilir.
  • Yatağa bağımlı hale gelebilir.

Hastalık süreci boyunca hastalar uygun ve sıkı bir bakıma ihtiyaç duyarlar. Hastaların çoğu özellikle ülkemizin sosyokültürel öğretileri doğrultusunda evde bakılmaktadır. Fakat Alzheimer hastasına bakmak oldukça pahalı ve hasta yakını için yorucu ve hatta tüketicidir. Bunun nedeni 24 saat bakıma ihtiyaç duyan hastanın yakını; sosyal izoloasyon yaşar, kendine zaman ayıramaza hale gelir, ekonomik bir çöküş yaşar, ailenin diğer üyelerinden ve arkadaşlarından uzaklaşır. Bunlar, çoğu bakım veren hasta yakının yaşadıklarının ortak bir paydasını oluşturur. Tüm bu yaşantılar hasta yakınında duygusal ve davranışsal problemlere yol açmaktadır. Yaşanan bu yıkım verilmesi gereken sabit fiziksel bakım çıkarıldığında subjektiftir. Tekrarlayan sorular, cümleler, hafıza kaybı, idrar kaçırma, zaman ve mekan bilgilerini yitirme gibi belirtiler Alzheimer Hastalığında tipik olduğunu söylemiştik. Bu gibi kayıpların hasta  ve hasta yakını için yarattığı zorlayıcı durumlar uygun başa çıkma stratejileriyle nötralize edilebilir.

Hasta yakını, doktorun tanısını koyduğu hastalığın geri döndürülebilir olmadığını söylemesini anlık bir öfkeyle karşılayabilir. Gündemdeki spekülatif her türlü haberden etkilenebilir. Bilinç altında doktoru ona bir acı vermek ve bununla çaresiz bırakmakla suçlayabilir. Burada pratisyenin yapması gereken aileyle daha çok zaman geçirmek ve daha profesyonel bir destek almaları yönünde ilgili birim veya derneklere yönlendirmektir. Hasta yakınları cesaretlendirilmeli ve desteklenmelidirler. Sağlık servisleri ve sosyal servisler uzun süre bakım veren kişinin potansiyel psikolojik ve fiziksel etkilenmesini beklemelidir. 

 Sadece hasta yakınına bireysel danışmanlık yapmak yerine pratisyen ailenin diğer üyelerinin ve yakın sosyal çevresinin bulunduğu bir gruba en az bakım veren kişi kadar temel eğitim ve destek vermelidir. Destek grupları bu gibi eğitimler ve psikolojik destek için en uygunudur.

 Bir bakımevine yerleştirme hasta yakınının üzerinden 'teknik bakım' yükünü alacaktır. Bu da kişinin hastayla duygusal  ilişkiye yeniden odaklanmasına olanak sağlayacaktır. Bakımevine yerleştirme hasta yakınında suçluluk duygusuna neden olabilir. hastasınıbir bakımevine yerleştirmiş dahi olsa hasta yakını uygun iletişim yollarını öğrenmek, kendi duygularıyla başa çıkabilme becerisini kazanmak için destek gruplarına yönlendirilmelidir.

Hastalığı Anlamak ve Öfkeyle Başa Çıkmak

Bazen yaşadığımız öfkeyi çevremizdeki insanlara veya eşyalara yansıtırız. Fakat öfke kaynağı hafıza problemi olan bir sevdiğimiz ise öfkemizi sadece duygusal olarak içimizde yaşayabiliriz. Çünkü entellektüel kontrolümüz hastayı yaptığı davranıştan sorumlu tutamaz. Fakat öfkenin bir başka ortaya çıkış şekli olan pasif agresyon bazen önlenemez. Bu hastanın ihtiyaçlarını tam veya zamanında karşılamaması şeklinde ortaya çıkabilir. Bunu engellemek için hasta yakınının bakımı dönüşümlü olarak paylaşması veya öfkenin oluşturduğu enerjiyi yönelteceği uygun objeler bulması sağlanabilir örneğin efor gerektiren bir sporla uğraşmak gibi. Öfkenin ifade edilmeden yaşanması sevgiyi de öldürebilir. Bu hasta yakını için bakımı güçleştirdiği gibi sosyal öğretilerimize ters düşen bir ruhsal sıkılmaya bunalmaya neden olacaktır. Hasta kendini bir kısır döngü içinde bulacaktır. Kontrolü kaybetme korkusu hasta yakınında zarar verici davranış paternlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir; kompulsif yemek yeme, alkol kullanımında artış veya fiziksel semptomlar geliştirebilir; başağrıları, karın ağrıları, nörodermatitler veya ülser gibi.

Hasta yakını yaşadığı sıkıntıyı diğer aile üyeleriyle, anlayabilecek yakın arkadaşlarıyla paylaşması ve tartışması konusunda cesaretlendirilmelidir. Birilerinin onu anladığı düşüncesi bile rahatlatıcı olacaktır.  Bir başka yöntem hasta yakınını fiziksel egzersiz yapmak konusunda teşvik etmektir; yürüyüş, koşu gibi (bu tip aktivitelere anlam da katılabilir örneğin hasta yakınına alışverişleri günlük olarak yapması hergün gazete ekmek gibi ihtiyaçları kendisi almak üzere dışarı çıkması istenebilir). Engellenmenin yarattığı öfkenin enerjisini boşaltmak için daha yorucu sporlar denenmelidir; tenis oynamak gibi. Sosyal içe çekilme yaşamaması için mutlaka kısa mesafe ve kısa süreli de olsa komşu ziyaretlerine gitmesi için desteklenmelidir. Tüm bu aktiviteleri yapabilmesi için hasta yakının hasta bakımında birilerinden yardım alıyor alması gerekir. Pratisyen hasta yakınıyla konuşurken bu noktaya mutlaka değinmelidir. Bu basit önlemeler engellenme - öfke - patlama - suçluluk duygusu - daha fazla öfke döngüsünü kıracaktır.

Tüm bunların temelinde hasta yakını kendini utandıran, sinirlendiren veya zor durumda bırakan davranışların hastalığın bir sonucu olduğunu, nezleyken  burnun akması gibi, kabullenememek yatmakta olabilir.

Agresyonu veya öfkeyi anlamada önemli olan, bu duygunun sevdiğimiz bir yakınımız ya da kendimizin neden olduğu bir hayal kırıklığının yarattığı frustrasyona tepki olarak ortaya çıktığını anlamaktır. Öfkelenmek suç değildir. Daha önce karşılaşmadığımız bir durumla karşılaştığımızda yaşadığımız korkuyu ve ya acıyı izleyen, hepimizin yaşadığı, primer duygulardan birirdir. Eğer öfkenin gerçek nedeni sözel olarak ifade edilebilirse sakinleşmek, öfke ve ilişkili duygularla başa çıkmak daha kolay olacaktır. Baskılanmış öfke, agresyon veya yukarda bahsedilen psikosomatik semptomlara neden olur. Hasta yakınlarına bu duygu yoğunluğunu ifade ortamı sağlayacak olanaklar sağlanmalıdır. Bunun için en uygunu da benzer problemleri yaşayan diğer hasta yakınlarından oluşan destek gruplarıdır. Destek gruplarında ve grup terapilerinde terapist uygun başa çıkma teknikleri hakkında hasta yakınını yönlendirici olurken aynı durumu yaşayan diğer grup üyelerinin çözüm  ve alternatif başa çıkma yolları konusundaki fikirlerini payalaşabilecek bir ortam sağlamalıdır.

Depresyon

Zaman zaman hepimizin üzüntü, mutsuzluk, keder, keyifsizlik, gerginlik, isteksizlik gibib hislere kapıldığı olur. Böyle duygusal durumlar oldukça sıkıntı verir. Bu duygu durumun bir süre devam etmesi olduğundan daha ağır hissettirir. Eğer yukarda sayılan olumsuz duygulara iştahsızlık ya da aşırı yeme veya uykusuzluk  ya da aşırı uyuma eklenirse depresyonun bir formuyla karşı karşıya olunabilir. Buradan anlaşıldığı gibi depresyonun hem ruhsal hem de duygusal boyutu vardır. İkincil olarak depresyon düşünme, çalışma ya da hatırlama becerilerinde olusuz etkilere yol açar. Bu da kişinin hayatın streslerine uygun adaptasyonları geliştiremediğini ortaya çıkarır. Depresyonun  neden olduğu fiziksel semptomlar;

  • Başağrısı
  • Çarpıntı,
  • Nefes almada güçlük hissi,
  • Kabızlık ya da ishal,
  • Karın spazmları,
  • Bacaklarda veya sırtta yanma,
  • Çabuk yorulma,
  • Bitkinlik hissi

                       
Alzheimer Hastalığı 24 saat bakım gerektiren bir hastalıktır. Bakım veren kişiyi tek bir odağa kilitler. Hasta yakını uygun bir adaptoasyon geliştiremezse bir süre sonra bu durum tükenmişlik duygusu yaratacaktır. Fakat hasta yakınları bunu inkar etme, yok sayma eğlemi gösterir. Hasta yakınlarında gözlenebilecek bu fiziksel semptomlar bedenin duygusal baskıya verdiği işarettir. Kişi eğer emosyonel reaksiyonlarını veya duygularını reddetme eğilimi gösteriyorsa vücudu onu somatik reaksiyonlarla uyarır.
Tükenmişlik yaşayan kişinin güveni oldukça kırılgandır çünkü kendi düşüncelerine, hislerine olan güveni azalmıştır. Kendi performansını değerlendirirken oldukça eleştirel davranır. Bu bakış açısı diğer insanları (ziyaretçiler ve hatta hastanın kendisini) değerlendirirken  davranışlarını yorumlarken de egemendir. Oldukça alından olur. Aşırı hassastır.
Depresyondaki hasta yakını bakmakla yükümlü olduğu kişiyi kaybetme korkusunu taşır. Kendi istek ve ihtiyaçlarına ters düşse de bağımlı olduğu kişiyi maksimumda tatmin etmeye çalışır. Bu da kişinin kendi istek ve ihtiyaçlarını ihmal etmesine neden olur. Böyle bir bağımlılığın faturası öfkedir. Bu öfkenin frkında olmayan kişi duygusunu bastırmış ve kendi içine yöneltmiştir. Yalnız bırakılma korkusu, yanlış yapma korkusu, sık hastalanma, irritasyon, başkalarını suçlama depresyondaki hasta yakınlarında gözlenebilecek davranışlardır; altındayatan ise gerçek bir mutsuzluk, ızdırap ve çöküştür.


Bu konu hakkında sorularınız var ise, iletişim sayfamızdan bize iletin, yanıtlayalım.

 

Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu'nun sitesidir. İçerik izinsiz olarak kullanılamaz.